16 Aralık 2011 Cuma

ince çizgi

sofu biri değilim.

sofu olduğum zamanlar olmadığı değil. ama o zamanlarda bile çok çok sofu değildim.
belli kurallarım vardı. "emrediliyor" diye değil, bana doğru geldiği için yapıyordum.
gerçi hala bir çoğunu yaparım. hala daha doğru geliyor çünkü. yaşadığım yere, ülkeye göre en doğrusu bu.
belki bu ülkede değil de ne bileyim daha fazla özgür, rahat bir ülkede yaşasaydım yine aynısını yapardım.

çok mini giyemem, dekolte sevmem, çok içemem (ironi değil len, hangover olduğum zamanlar olmuyor değil ^^) vs.

bunların daha fazlası öğretildi bana. gerek ailemde, gerek okulda, gerekse çevremde.
ama ben, içlerinden seçip aldıklarımı yapmaya devam ediyorum. çünkü böyle mutluyum.

hani diyoruz ya "moda insanın kendisine yakışanı giymesidir" diye.
bence bu da böyle bir şey.

derine dalmadan şunu anlatmak isterim.
aile baskısıyla kafasını kapatıp, poposuna daracık kotu geçirip sokağa çıkan bir kadın değilsem kendimle gurur duyarım.

aile baskısıyla kafasını kapatıp, beş vakit namaz kılması gerekirken sadece kafasında türban, tırnaklarında bordo ojeleriyle dışarıya çıkmıyorsam kendimle yine gurur duyarım.

bu şekilde dolaşan kadınlardan tek farkım benim onlardan daha mutlu olmamdır. ailem bana bu özgürlüğü verdi çünkü. her şeyi öğretti. özgür olmayı da.
günah boyutunu artık hiç bir şekilde kimseyle tartışmak istemiyorum.
bana öğretildi mi?
öğretildi.
olay bitmiştir.

gerçekten hanım hanımcık türbanını takıp, dininin emrettiği şekilde dolaşan kadınlara ise asla lafım yok.
asla ve kat'a. bu bir tercih meselesi.
önemli olansa seçtiğin yol hangisi olursa olsun abartmadan yürümek.

allah kimseye abartma gücünü çok vermesin.
inanın çok kötü görüntü kirliliği oluyor.

6 yorum:

toprak dedi ki...

o ucube gibi giyinen sıkma portakal kafalılara acayip gülüyorum, yazdıkların yazdıklarımdır, imzamı atarım

Holy Go-Nightly dedi ki...

teşekkür ederim toprak abi ^^

toprak dedi ki...

eyvallah bacım :)

benim hala umudum var dedi ki...

bu mudur? budur! kalemine sağlık:)

Adsız dedi ki...

ama şöyle de bir şey var: hani kendin demişsin, aile baskısı diye. evet aile baskısı. herkes ne yazık ki seçimlerinde özgür olamıyor. başını kapatması isteniyor ama bordo ojelerine karşılmıyor. bu onların suçu değil ki. baskının suçu, baskı yapanların suçu. bence en zor durumda olanlar onlar. yani başını örtmüş altını açmış dediklerimiz. arada bir yerde sıkışmış kalmışlar. yaşamak istedikleri hayat onlara yaşatılan hayat değil. kendilerince bu şekilde mutlu oluyorlar. varsın olsunlar, bir de bizler onlara baskı yapmayalım. üstelerinde yeterince baskı var zira.

hemera-nyks dedi ki...

amin.
-
hemera