22 Nisan 2010 Perşembe

jacqueline du pre'nin çellosunun sapı


gülelim, alay edelim ama karşımızdakini asla anlamaya çalışmayalım. "neresinden vurursak cebimize bir şeyler kalır?" endişesiyle gezinelim.

yok öyle yağma!

durup dinlemeden, bilip bilmeden konuşmak yok. ön yargının dibine vurmak da yok. "önce bir senden dinleyeyim" demek var.

ha bu herkese yapılır mı? hayır. herkesin kapasitesi bunu anlamaya ne yazık ki yetmiyor.

şimdi misalen bendeniz, iclal aydın sendromuna yakalanmışım üstünüze afiyet. onun gibi sürekli millete "beyanat" verip duruyorum çok öncesinden kapanmış bir olay hakkında. evet, eski sevgilim hakkında ileri geri konuşuyorum. zamanında çok sevdim, sonra hunharca çekip gitmesine dayanamayıp bunalıma girdim. bir kaç ay sonra zaten dünyanın yerinde saymayıp inatla döndüğünün farkına vardım. sorun bunlar değil. sorun; ilişki esnasında verilen sözler, yaşanılanlar.

o çok mu "mikemmeldi"? ne yazık ki hayır.
uyumlu muyduk? hayır. bak bunu bile bile nasıl başlamışım ona da hayret ediyorum ya..
isteklerime karşılık verebilir miydi? kesinlikle hayır. benim isteklerimi karşılamak cidden zordur. her dakika bebek gibi, şımarık kız çocuğu gibi ilgi beklerim. bunu yapacak adam daha anasından doğmadı.
peki ben onun isteklerine karşılık verebilir miydim? ona da hayır. ama en azından kendimi zorladım. hiç yapmam dediğim şeyleri yaptım. bu yüzden çok kinlendim hem ona hem kendime.

buna rağmen zorlaya zorlaya geçirilen bir kaç ay ve onun o saçma sözleri hep aklımda. nesi saçma? birilerinden kaçarcasına yaşanılanlar mesela. zaman zaman düşündürdü bu sorun beni. ulan adam ajan mı ki kaçıyoruz, kimseye bir bok söylemiyoruz diye. bunu hala daha çözemedim. neyi kimden gizledi? belki başka biri vardı o an? ahh evet ben amortiydim, büyük ikramiye de çevresindeydi onun. allasen amorti mi büyük ikramiye mi? sen olsan hangisini seçerdin?

gelelim sendromun önemli noktasına. bir şeyleri apaçık yaşayabileceğini gördüm. birileriyle olması sorun değil, tamamen nötr bakıyordum. ama bir an istediğim bir şeyin başka birine yapıldığını görünce apaçık?? göstere göstere??...

işte o an tiksindiğim an oldu. haksızlık mıydı, pişmanlık mıydı, hırçınlık mıydı hissettiğim bilmiyorum ama kıskançlık değildi. bana uygun olmayan birini kıskanmam yersiz. artık bir tarafıma taktığım, ilgimi çekmeyen biri çünkü. bir de acıma duygusu peyda oluverdi ki onun kimin için peyda oluverdiğini söylemeyi de yersiz buluyorum.

nice nice jacqueline du pre'leri olması dileğiyle.. sonsuza kadar..

cheers!

5 yorum:

gülşah dedi ki...

çok iyi anlatmışsın içindekileri canım.
öpüyorum seni.

springoss dedi ki...

ellerinize sağlık mirim, süper döktürmüşsünüz yine!

cadı kazanındaki kepçe dedi ki...

teşekkür ederim :) herkese

jeremy dedi ki...

My grandma used to tell me(sweety silence is gold)
maybe she was right:)
just wanted to say this without any reasons:)
keep writing, things will be better

cadı kazanındaki kepçe dedi ki...

my lovely grandmom always says "my girl,silence is gold, don't love who doesn't love you" but i don't listen her.
i think, i have not belief for something :)
thank you so much =)