16 Nisan 2010 Cuma

n'olur ıslak ıslak yeme beni öyle

yaa ben obez olmayayım da kimler olsun?

yaa benim böyle marifetlerim varken kimler pastacı olsun?

yaa ben neymişim de haberim yokmuş?

ben hem iyi bir aşçı, hem de iyi bir megalomanmışım!

sevgili arkadaşımın hamilelik iznine çıkmasından dolayı, dün akşam olanca işimin arasında (msn, feysbuk, aşk-ı memnu, ütü, kitap, bulaşık vs.) dedim ki "kadıncaz çok sever benim kekimi, böreğimi, poğaçamı son bir kez yesin".

evet o kadar işimin arasında ıslak kek yaptım. pek ıslak olmadı zaar, kaşıkla yedirilmesi gereken sosunu direk bardaktan boca etmeye çalıştım, bu yüzden de ortası ıpıslak, kenarları kupkuru bir kek oldu kendileri.

babacım gördü "ah kızım, hilkat garibesine benziyor bu kek!" dedi.

arkadaşım yedi "ama sen böyle yaparsan ben daha çok kilo alırım" dedi.

kardeşim kokusunu duydu "aplam canım aplam" dedi.

tüm bunlara rağmen ben pek kendilerinden tatmin olmadım. hala daha tadına dahi bakamadım. çok şanssız bir kek kendileri.

harika, leziz hamur işleri yapabilen bir insan bir yumurtayı kıramaz mı arkadaş ya? kıramadım dün akşam. vallahi de kıramadım billahi de kıramadım. elim titredi kırmaya çalışırken. nazarlandım mı n'oldu?

bu keki ilk yapışım da değil üstüne üstlük. sosu boca edeyim derken tüm tezgah sos oldu. sosun yarısı aktı tezgahın oluklarından lavaboya. fırını fazla mı açmışım ne, bir gittim mutfağa hafif bir yanık kokusu duydu burnum. allahtan yakmadım.

şimdi tüm bu olanlardan sonra bu eserimden bir lokma yiyesim yok. aman zaten ressamlar da yaptıkları resimleri kendi evlerinin duvarına mı asıyor allasen? ya da yazarlar. yazdıklarını sadece kendileri mi okuyorlar?

ben de yaparım keki, böreği, bakarım şöyle bir, yedirtirim en sevdiklerime.

zaten ben onlar yerken mutlu oluyorum. hapburu hupburu yerken değil.

1 yorum:

gülşah dedi ki...

birazdan tadına bakıcam olay kekin.