16 Şubat 2011 Çarşamba

öyle bir bayar zaman ki

dün akşam öyle bir geçer zaman ki'yi izlemedim. osman osman dedikçe, bağrımıza bastıkça osman'a bir haller oldu. bana mı öyle geliyor yoksa hakkaten öyle mi osman bebe şımarıkça rol yapmaya başladı. hoşuma gitmiyor. onda ki o doğallıktı bize sevimli ve çekici gelen. şimdiyse diğer dizilerde rol alan çocuklardan hiç bir farkı yok. artık çekici gelmiyor.

bir tek çocuk sevmiştim, o da emir berke zincidi'ydi. şimdi kalbim bomboş.

zaten dizi de iyice baydı. klişe üstüne klişe. madem dönem dizisi o zaman dönemi yansıtan olayları da aktarmalılar. hatırla sevgili bu konuda örnek alınabilecek bir dizi. hem dönemin olaylarını yansıtmasıyla hem de diğer yaşanılan aşk, ayrılık gibi olayları da araya katması ve hiç bir zaman doğallıktan, konsepten ayrılmamasıyla oturup tekrar tekrar izlenilebilir. aynı ifadeyi çemberimde gül oya için de kullanabiliriz.

umarım klişelerden uzakta, dönem olaylarını yansıtan bir dizi olarak karşımıza çık öyle bir geçer zaman ki. yoksa reytingleri düşecek çok yakın zamanda. en azından bana öyle geliyor. gerçi halkımız gözyaşı dökmeyi çok seviyor. göz yaşı dökmenin yanında küfür ve bela okumayı da. evet, korolin the çemçük ve ali kaptan, hatta neriman ve mesude'ye her salı küfürler, beddualar yağdırılıyor. bunların hepsi, her evde, her türk kadınının dilinden dökülüyor.

mnskym korolin! yarra yering şarap içmenin vakti gelmişti zaten! ahaha!

............

melisa çayını düzenli kullanangiller arasına girdim. öncesinde narkoleptik sonrasında insomnia olduğumdan bahsetmiştim. artık melisa çayı içerek kafayı buluyorum ve yatıyorum.
öyle bir etkisi var ki, içtikten bir yarım saat sonrasında nerede olduğunuza, hangi konumda olduğunuza bakmadan uykuya dalıyorsunuz. kimyasal uyutucuların yanı sıra- ki nedir bunlar en başta remeron geliyor benim için - çok çok daha güvenilir. ertesi güne zombi gibi başlamıyorsunuz en azından. ya da oraya buraya çarpmıyorsunuz.

..........

tezer özlü'nün yaşamın ucuna yolculuk adlı kitabını okuyorum. aslında dorian gray'ın portresini de okuyorum diğer taraftan. tezer özlü'nün bu kitabı yazdığı almanca senaryodan türkçe'ye çevrilmiş. bir kadının, yaptığı yolculuk sırasında yaşadıkları, aşkı, flashbackler anlatılıyor.

dorian gray'i izlerken pek zevk almıştım, kitabı ağır. en azından benim için. zaten kitabı ve filmi arasında bayağı fark olduğu söyleniyor. keza, bunu en başından yakalayabiliyorsunuz filmi önce izleyip kitabı sonra okuyorsanız.

holy witch kafasındaki festivalden bildirdi. 
festival gibisin katılmak istiyorum! 

12 yorum:

♥Unicorn♥ dedi ki...

bana da öyle gelmeye başladı yaa.sanki şımarıyomuş gibi çok iyi bi tespit yapmışsın holycim.zaten hangi çocuk dizilerde oynadı da psikolojisi sağlam kaldı ki?

holywitch dedi ki...

kesinlikle öyle unicim. doğallıktan çok uzaklaştı.

toprak dedi ki...

antidepresanlarla ilgili yazı yazmadan az önce senin yazıyı okudum, bundan artık vazgeşsek diyorum :)

holywitch dedi ki...

beyin kardeşin olduğumu unutuyosun sanıyorum ki toprak :)

toprak dedi ki...

hakkatten ya, şaşılacak iş

lacrymosa dedi ki...

kitap daha güzel, ben küççüğüken ingilizcesini okumuş baya bi ıkınmıştım ama bittikten sonra iki hafta aklımdan çıkaramadım, aynlara küstüm...

Profösör dedi ki...

Hayırlı geceler dileri. Yazın aydınlatıcıydı...

holywitch dedi ki...

@lacry, filmini izledikten sonra colin firthe bi daha aşık oldum..

@prof, teşekkür ederim, hayırlı cumalar dilerim.

deep dedi ki...

keyfin yerinde mi. iyi misin.

holywitch dedi ki...

:) iyiyim deep

teşekkür ederim de hayırdır?

deep dedi ki...

bikaçgündür ortada yoktun da ondan. sanırım haftasonu. hepsi bu. merak etmiştim. rahatsız ettiysem özür dilerim.

holywitch dedi ki...

yo rahatsız etmedin teşekkür ederim inceliğin için :)

ben de sadece merak ettim. acaba kötü bişi mi yazdım buralara ya da diğer bloglara diye. yoksa gayet iyiyim :)