5 Ekim 2010 Salı

mesenen var mı?

bundan 4 ya da 5 sene öncesinde msn diye yırtınırdım. tabi eve internet bağlatmak o zamanlarda tuzluydu biraz. hele hele benim ki gibi cimri bir dedeye sahipseniz ve her türlü onay ondan geçiyorsa varın siz düşünün gerisini.

o zaman ki sevgilim anlatıyordu (bilgisayar dehasıydı kendisi. allah rahmet eylesin) görüntülü konuşabiliyorsun, sesini duyabiliyorsun ya da yazışabiliyorsun. oha daha ne isterdim ki! canım sevgilimi deliler gibi özlüyordum çünkü. o benim için tekti.

en sonunda edindik internetimizi. açtık msn adresimizi. başladık konuşmaya. karşıma her çıkandan msn adresi istemeye başladım. tanımadığım insanlar bir şekilde adresimi bulup ekliyorlardı. ama hehehe ben kabul eder miyim?
nayn...

biriyle konuşmak için en iyi yoldu msn. uzaktakini yakın ediyordu. her akşam eve gelir gelmez ilk açtığım programdı bilgisayarda.

sonra kendimi gizler oldum. istediğimle konuşmaya başladım. sıkıldım insanların her gün, her akşam aynı şeyleri sormasından :

"naber nasılsın? günün nasıldı? ne zaman buluşuyoruz?"

hiç entelektüel bir şey paylaşmamaya ve kendimi köreltmeye başladığımı hissettim. bazen yazmaktan sıkılıp telefon ettiğim bile oluyordu karşımdaki her kimse artık.

ve acı son..
artık msn'i hiç açmamaya başladım. bu resmen kölelikti. sıkılmıştım, geyik muhabbetinden başka bir şeyin olmadığı bir yerde işim yoktu.

msn öylece masaüstümde, boynu bükük bir şekilde duruyor.
hiç açılmamacasına kapandı gitti..

ben mutlu mesut devam ediyorum hayatıma :))

2 yorum:

Telekinesis dedi ki...

İbretlik bir yazı olmuş. Eminim ki özelliklede 25 yaş üstü kuşak bu msn'den epey zarar görmüştür.
Hepimiz aynı duyguları yaşadık.

holy witch dedi ki...

kesinlikle. artık mutluyum msn olmadan..